Wikimedia Commons’tan seçkin resim | 19 Şub 2017

Renkli şemsiyeler

Güzel bir fotoğraf. Renkler ve ritim fotoğrafı estetik olarak güzel kılıyor. Renk ayarları ve kontras oldukça iyi ayarlanmış. Yani pozlama çok iyi yapılmış.

İnsanların ayakları havadayken yakalanarak hareket etkisi güzel oluşturulmuş. Fotoğraftaki derinlik etkisi de güzel. Diyafram değeri de oldukça iyi ayarlanmış.

Şemsiyelerin havada durması zaten ilginç bir görüntü oluşturuyor ve renkler oldukça güzel. Bunun yanında da teknik özelliklerin iyi olması fotoğrafı güzel kılıyor.

https://tr.wikipedia.org/wiki/File%3AUmbrellas_at_Caudan_Waterfront_Mall.JPG

Anadolu Efes – Pınar Karşıyaka Maçındayız

İlk periyodun yarısında olduğumuz maçta başabaş bir mücadale oluyor.

Tamamı başa baş geçen maçta Anadolu Efes üstünlük sağladı. Zaman zaman Anadolu Efes farkı on sayı civarına çıkarsa da Pınar Karşıyaka farkı kapatmayı bildi ve zaman zaman bir k sayı öne geçti. Ancak maçın sonun da Anadolu Efes galip geldi.

Muhteşem bir maç oldu ve izleyiciye iyi dakikalar yaşattı. Pınar Karşıyaka pes etmeyerek mücadeleyi çok iyi sürdürdü. Ve maçın hakkını verdi diyebilir. Maçta ters smaçlar, üçlükler, zor uzak mesafeli atışker pek çok kez iki takımın oyuncuları tarafında da pek çok kez tekrarlanarak keyifli bir maç izletti. Darısı final maçına.

Asteroitler ve Kimyasal Yapıları

Güneş Sistemi’nin sayıca en bulunan fazla üyeleri olan irili ufaklı milyonlarca asteroit için; “yıldız olamamış, gezegen olamamış, hiçbir şey olmayı becerememiş, bundan ötürü de ‘kaya parçaları olarak kalmış yığınlar, sistemin çöpleri, molozları, enkazları” isimlerini verebiliriz.

Yukarıdaki tanım oldukça güzel bir tanım ve bir o kadar da sempatik. Güneş sistemimizde birden fazla astreroit kuşağı bulunmakta. Hatta asteroit kuşakları oldukça yaygın yapılar mesala Saturn Sistemi(Satürn, Satürn’ün uyduları ve bunun gibi Satürn’ün kütle çekim küvveti ile görünmez bir bağ ile bir arada bulunan gökcisimleri) de minyatür bir Güneş Sistemi ve Satürn’ün halkaları da bir asteroit kuşağı olarak algılanabilir. Bu hiç şüphesiz Fizik ve kütle çekimi ile ilgili. Mesala güneş sisteminin çeşitli bölgelerindeki asteroit kuşağı olarak tabir edebileceğimiz(Satürn Sistemi ve bunun gibi diğer bölgeler kast edilmekteyim. Kuiper Kuşağı da pek çok asteroitten meydana gelmiştir. Çeşitli örnekler çoğaltılabilir.) yerlerine baktığımızda sistemlerin iki ayrı kütle çekim kuvveti etkilerinin bir ortak merkezinde yer aldıklarını görürüz. Burada belli büyüklüklerde asteroitler her zaman bulunur. Bu büyüklüklerin üzerine fazla asteroit görümlesi pek muhtemel olmamak ile beraber istisnalar vardır. Bunun başlıca nedeni ise fazla gökcisimlerinin bu ortak kütle merkezinin olduğu bölgede parçalanmadan uzun süre durmayacağıdır.

Saturn from Cassini Orbiter (2004-10-06).jpg

By NASA/JPL/Space Science Institute – JPL Photojournal (image link), Kamu Malı, Link

Mesala Satürn gezegenin halkasının eskiden tıpkı Dünya’nın uydusu olan Ay gibi bir uydu olduğu ancak kütle çekim kuvveti etkisi ile parçalandığı düşünülmektedir. Güneş sistemimizdeki Asteroid Kuşağı’nın da eskiden bir gezegen olduğu bu varsayımla söylenebilir.

Asteroidler Gezegenlerin Kimyasal Özelliklerini Taşır

Bu başlıktan kastım eğer eskiden gezegen iseler o zaman gezegenlerin pek çok kimyasal özelliklerini de bünyelerinde halen barındırıyor oluşlarıdır.

Peki, bu asteroit denilen cisimlerin her gün arka bahçede ve yolda gördüğümüz kayalardan farkı ne derseniz, üç çeşit asteroit tipinden bahsedebiliriz. Karbonlu, silikatlı ve metalik. Bir asteroitin şekli ve bileşimi, ne zaman neyden meydana geldiğiyle ve herhangi bir çarpışma geçirip geçirmediği ile oldukça bağlantılı.

Yukarıda belirtilen özelliklerde karbonlu, silikatlı ve metalik kimyasal özellikler arasında ben, en önemlisinin metalik kimyasal özellikler gösterenler olduğunu düşünüyorum. En azında gezegen bilimi açısından baktığımızda en önemlisi bu özelliktir diye düşünüyorum. Çünkü bu gün tüm gezegenlerin saf demir çekirdeklere sahip olduğu düşünülmektedir. Bu büyük ihtimal böyledir çünkü kütle çekimi bakımından her şey yerli yerine oturtulup hesaplamalar yapıldığında eksik kalan bölüm gezegenlerin merkezidir ve herşeyin şuan olduğu gibi olması ve bu düzende devam etmesi için bu merkezlere sadece demir elementi yerleştirilirse kütle çekimsel düzen şuan olduğu şekliyle olacaktır. Yani buradan anlayacağımız kimse yerin bilmem kaç altına inip de demir çekirdekle karşılaşmış değildir. Bulgular ve ince hesaplamalar demir çekirdek teorisinün çok büyük ihtimalle doğru olduğunu göstermektedir.

asteroit

Bu teori kuramsal hale ise asteoritlerin kimyasal özelliklerine bakılarak getirilebilir görüşündeyim. Çünkü asteroitler minik gezegenler ve/veya parçalanmış gezegenler ise mutlaka merkezlerinden de yapı içereceklerdir yani büyük ihtimalle demir bulunduracaklardır.

Asteroidlerin Kimyasal Özellikleri Nasıl İncelenir?

Bu soruya verilecek pek çok cevap bulunmakta. En pratik cevap ise astrofizik. Astrofizik yansıyan ışığın içine derinlemesine bakılarak yansıyan yerdeki elementlerin tespit edilebilmesi demektir. Bu konu son derece ayrıntılı ve oldukça zor anlaşılır olduğu için üstün kötü geçiyorum. Sadece yansıyan yerdeki elemenlerin astrofizik ile tespit edilebilebileceğini bilmeniz yazımızın konusu için yeterli.

Astrofizik ile göktaşlarını incelemek düşük maliyetli ancak çok da verimli olmayan bir yol olur diye düşünüyorum. Çünkü bir göktaşından yansıyan ışığın uygun araçlarla yakalanması gerek.

İkinci yöntem olarak ise hem maliyetli hem uzun vadeli ama çok çok daha kesin sonuç verecek verecek olan göktaşının üsetine bir sondaj uydusu indirmek var. Bu geçen yıllarda yapıldu ama uydunun sorun çıkardığı haberi geldi.

Bu yöntem asteroitlerin kimyasını incelemede oldukça kesin sonuç veren bir yöntem. Çünkü gönderilen uydu yani araç pek çok kimyasal analiz cihazını üzerinde barındırmasının yanında bir de delik açıp göktaşının biraz daha içerisine bakabilir. Bu da kimyasal analiz sonuçlarında çok büyük kesinlik sağlayacaktır. Çünkü göktaşının bir kütlesi olduğu için yakınındaki ve dolanım sırasında taradığı alandaki tozları üzerine çekeceği için katman katman olacaktır. Bu astrofizik gözlemleri sırasında sadece çarpışma ve parçalanma olayları sırasında engellenebilecek bir durumdur. Bir asteroitin uygun çarpışma yapma yapması da zor sayılabilir bir durum olacaktır. En azından insanların tespit etmesi zor bir durum olacaktır(uzayda çarpışmalar olmaktır). Asteroitin üzerine bir sondaj uydusu indirmekse bunu daha kesin metodlara indirgeyecektir.

Bu gibi pek çok yöntem ile göktaşının demir içerip eçermediğine bakılabilir, diğer pek çok element için araştırma yapılabilir ve güneş sistemi ile ilgili yeni teoriler ortaya çıkıp, varolan teorilerin kuramsallığı tespit edilebilir.

Pazarlama Nedir Kısaca

Pazarlama kısaca; bir ürünün, ürünler bütünün, bir hizmetin veya bir hizmet anlayışının vb. satın alınma oranını artırmak amacıyla satış personeli yetiştirme, geliştirme, piyasanın durumunu ve gereksinimlerini tespit etme, tanıtma gibi faliyetlerin tümüdür..

Pazarlama bu çerçevede düşünüldüğünde ve firma faaliyeti geliştirmesi yapıldığında başarıya ulaşması muhtemel uzun vadeli bir faliyettir. Uzun vadeli olması ise herşeyden önce yayılma faliyetinin, piyasaya yayılma süresi ile ilgilidir. Bu sürenin kısaltılması büyük maddi kaynakların uygun şekilde değerlendirilmesi ile olmaktadır ve geri dönüşlerin alınması yine de zaman isteyebilir.

Ben Nakkase Online Alışveriş’de yöneticilik yapmaktayım ve pazarlama faaliyetlerimizi sosyal medya üzerinden ve uzun vadeye yayarak yapmaktayız. Orta ölçekli bir şirket olduğumuz için pazarlama faaliyetlerimizi kısa sürelerde büyük kitlelere ulaşır şekilde düzenleyemiyoruz. Bu tarz saldırgan pazarlama taktikleri daha çok büyük şirketlere göre. Zaten onlar da büyük pazarlama kampanyaları ve reklamlarla büyük paralar dökerek trendleri ve moda belirlemekte. O kadar büyük bir marka olmadığımız için her orta ölçekli firma gibi biz de pazarlama kampanyalarımızı uzun vadeli olarak uyguluyoruz.

Pazarlama nedir kısaca sorusuna verilecek en kestirme cevap, ürünlerin satın alınmasını sağlamak diyebiliriz. Profesyonel bir göz olarak pazarlama olmazsa satış olmaz diyorum. Üretim maliyetlerinin çoğu üründe çok çok düştüğü bir devirde yaşıyoruz. Bu yüzden her şey seri ve oldukça fazla çeşitte üretilebiliyor. Bu da “iyi mal müşterisini bulur” sözünü geçersiz kılıyor. Artık pazarlama yapmazsanız ürününüz ne kadar iyi ve hatta ucuz olursa olsun satış tapamayacağınız anlamına geliyor.

Pazarlama Nedir Kısaca

Pazarlama bir firmanın olmazsa olmazıdır. Pazarlama nedir kısaca sorusuna gerçekte verilecek en iyi cevap budur.

Büyük şirketlerin üretim maliyetlerinden çok pazarlama maliyetleri vermesinde temel neden budur. Bu konuyu kendi şirketim için araştırdığımda en çok karşıma çıkan unsur büyük şirketler olmuştur. Çünkü her yerdeler ve trendleri belirliyorlar. Bir gün siyah giyerken bir gün beyaz giymemizin nedeni başarılı pazarlama stratejileri.

Eğer pazarlama nedir kısaca öğrenmek istiyorsak bakmamız gereken ilk yer kendi alışveriş alışkanlıklarımızdır.

Bitkinliğin Tarihçesi

Bitkinlik benim için bıkmaktır, yorulmaktır. Yoksunluk ve çabalama birbirlerini tamamlayan iki unsur haline geldiğinde bitmişsinizdir. Bitkinlik, yorgunluk ayak parmaklarınızdan kirpiklerinize kadar her yerinizi sarar. Bu durumda dosdoğru olmak gerekir. Dosdoğru olacaksınız iki günlük dünyada fırıldak olmaya gerek yok. Ve sonumuz böyle gelecek.

Gün geçmiyor ki yorulmayayım, gün geçmiyor ki uykusuz kalmayayım. Hep bir dert ve sürünceme. Güçsüz düşmek ve çaresiz kalmak. İnsanın elinde olmayan ve asla ulaşamadığı şeyler. Hepsi birden gelmek zorundadır. Ve hepsi bitkinliğin tarihçesinde bir sayfadır. Sayfaları çevirdikçe insan mutsuz oluyor. En iyisi bu tarihi kitabı hemen kapatmak ve bitkinliğin tarihçesi için direktman sona ulaşmak gibi görünüyor. Zira kitapta yazanı değiştiremedikten sonra sonu bilmek insana yükten başka bir şey değildir.

Germanyum


E biraz da yarı iletken takılalım değil mi? Germanyum adından da anlayacağınız gibi ilginç bir element. Bir de arkadaşı var Silisyum. O na da belki başka bir yazı da değiniriz.
Wikipedia linkinde de okuyacağınız gibi Germanyum; dikkat çekici derecede elektriksel özelliklere sahip gümüş grisi renginde metalik görünüşlü bir element.

Germanyum kafasına göre takılan bir element. Öyleki canı isterse elektriği iletiyor canı istemezse iletmiyor. Elektriği iletmesi için çikolata ve kolonyayla gidip rica etmek lazım. O zaman canı “kızı vermek” isteyebiliyor. Parpon “elektriği iletmek”  isteyebiliyor diyecektim.

Şaka bir yana Germanyum elektriği iletiyor ancak belirli koşullarda. Yani bakır gibi bir ucundan bağla elektriği öbür taraftan çıksın olayı değil germanyum un ki.

Bu duruma yarı iletkenlik deniyor. Germanyum yarı iletken bir element ve bu yarı iletkenlik özelliğinden özellikle teknoloji sektöründe ihtiyaç oluyor. O yüzden teknoloji sektörü için önemli bir element.

Ayrıntılar için, https://tr.wikipedia.org/wiki/Germanyum?wprov=sfla1 ziyaret edebilirsiniz.